MiniK

Pazar, Aralık 31, 2006

Mutlu yıllar!!!!

2007 de umarım herşey çok güzel olur...

Cumartesi, Aralık 23, 2006

Yeni yıl...



2007 gelmek üzere Noeli kutlamasamda ağacımı günler öncesinden süsledim.Eminönü'nden özene bezene aldığım süsler ve teyzemin hediye ettiği ışıklandırma sayesinde çok güzel oldu.Bir kaç eksiğim daha var ama onlarıda bu cumartesi tamamlayacağım.Sonrada resmini bloguma koyucam:)




----------------------------------------------------------------------------------------------




25.12.2007


Cumartesi erkenden yola cıktım annemle,Eminönüne geçip çok keyifli bir şekilde alışveriş yaptık.Cam agacıma süsler aldım.Nüans'a uğrayıp pasta malzemeleri aldık.Kuru kahveci mehmet efendinin önünden geçerken yine dayanamadıkBu sefer kakao da aldım yılbaşında kütük pasta yapmayı düşünüyorum.Kakaoyu o zaman deneme fırsatı bulacağım.Herşey çok güzeldi çok soğuk olan hava dışında.


Akşam eve döndüğümüzde teyzemlerede uğradığımızdan epey geç oldu benimde halim yoktu. Pazar kahvaltıyı hazırladıktan sonra ağacımızı en baştan süsledik.Oldukça keyifli geçen bir haftasonuydu.


Artık bitsin istiyorum 2006.benim için kötü bir sene oldu maalesef.Hayal kırıklıkları,üzüntülerle geçen bir sene ama sanki yeni bir yıl tüm bunları hafifletebilir unutturmaya gücü yetmese de...


işte benim ağacımm:)

Pazartesi, Aralık 18, 2006

yüzünü dökme küçük kız

Babamı ziyaret ettim,zamanın nasıl gectiğini daha iyi anlıyor insan boyle zamanlarda.2 ay oldu onu görmeyeli, sesini duymayalı.Gittikçe zorlaşıyor benim için ama ufak şeylerle mutlu olmaya çalışıyorum o sanki hala yaşıyormuşcasına...




yüzünü dökme küçük kız*
bırak üzülmeyi
yalnız sen misin bir düşün
unutan sevilmeyi
her siyahın bir beyazı
gecelerin gündüzü de vardır
yüzünü dökme küçük kız
kızma onlara
yalnız sen misin bir düşün
zincir oranda buranda
her tutsağın bir kaçışı
uykunun uyanışı da vardır
yüzünü dökme küçük kız
yaşamın anlamını bul
sonra dinle kendini
yolunu bil
her siyahın bir beyazı
gecelerin gündüzü de vardır...

Salı, Aralık 05, 2006

tam benlik:)

Bu dünya güzelinden istiyorum bir tanee.Tabii ben almaya cesaret edemiyorum.(Bknz:Annem)Ama hediye neden olmasın ki yılbası da yaklaşırken :)) Duyrulur!!!

Pazartesi, Aralık 04, 2006

Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten...


Hep derler ya Erkekler marstan kadınlar venüsten diye , büyüdükçe daha çok insan tanıdıkça buna daha da inanmaya başladım.Kitabı* okumadım daha ama ilk fırsatta okuyacağım.
Hem yakın hem de bu kadar uzak olabilmek...Kadınlar her zaman erkeklerin gözünde asırı duygusallık hatta çoğu zaman mızmızlık ,erkeklerse duygusuzluk vurdum duymazlıkla suçlanırken kimin haklı kimin haksız olduğundan çok bir güç savaşına dönüyor işler.
Hayatım boyunca (hemcinslerim kızmasın!!!) kadınların daha zor olduğunu düşündüm.Boşuna dememişler kadın hayır desede aslında bu bir nevi evettir diye.Kendimi anlatırsam ben ne istedigimi 22 yasında hala anlamış değilim. Aslında zor da değilim ama değişen ruh halim bazen beni bile bunaltıyor:)
Mars cephesinde de pek farklı bir şey yok.Dengesizliği daha anlaşılmaz boyutta olan ama duygularını daha saklayan taraf olmanın avantajıyla kadınlar karsısında güçlü durabiliyorlar sadece.
Kadınlarsa yenildiklerinde içlerini kaplayan hüzünle başbaşa kalıp kendi kabuklarına çekilmeyi tercih ediyorlar.Ya da saçlarını kestirip alışveriş yapmayı:)
Ben karşı tarafı anlamaya çalışmayı bıraktım hatta bırakmak zorunda kaldım diyebilirim.En yorucusu birini anlamaya tanımaya çalışmak bence.Sanırım buna çabalamaktan yoruldum.Beyinlerinin ayrı lobuyla hareket eden bireylerin anlaşması mucizelere baksada bir gün orta yolu bulur aynı dili konusuruz...



*John Gray'in Erkekler ve kadinlarin temelden farkli olduklarini , farkli dilleri konustuklarini ve anlasabilmelerinin ancak bunun bilincine varmalari halinde mumkun olabilecegini savunan kitabıdır.

Cumartesi, Aralık 02, 2006

Selvi Boylum Al Yazmalım

İnsanın burcunun yengeç yükseleninin balık olması oldukça zor.Duygusallığımın tavan yaptığı bir gün geçirdim.Bende en sevdiğim filmi parça parça olsada izleyip biraz bu karamsar havamı dağıtayım dedim.

Hayatımda en çok izlediğim filmdir Selvi Boylum Al Yazmalım.Her izleyişimde de uzun süre kendime gelemem.Televizyonda rastlamadım uzun zamandır Youtube de olduğunu görünce çok sevindim.Yine gözlerimden yaşlar süzüldü.Sitede bu muhteşem filmin başlangıç ve final sahneleri mevcut.Aşağıda linki bulunan benim favori sahnelerimden biri.Asya ile İlyas'ın tanışmaları:)

Beni etkileyen diğer sahneyse İlyas'la Asya'nın yeniden karşılaştıkları an.Bazıları saçma olduğunu düşünebilir ama ben filmin 2 başrol oyuncusunun o dönemde birbirlerine karşı birşeyler hissetiklerini düşünmüşümdür hep.Tabii sırf bu filmi değerlendirerek yapmıyorum bu yorumu.Bodrum hakimi,Deprem,Devlerin aşkı,Dila Hatun gibi filmler aynı dönem çekilen ve beni oldukça etkileyen filmlerdir.Aynı şeyleri bu filmleri izlerken de düşünüyorum.Öyle güzel bakıyorlar ki birbirlerine...Öyle naif hikayelerki anlatılanlar belkide büyüsüne kaptırıyorum kendimi..
Ben ilk önce filmi izlemiştim , babam kitabını aldığında oldukça sevindim.Cengiz Aytmatov'un yeri bende gerçekten ayrı.Tabi eseri muhteşem bir sinema diliyle uyarlayan Atıf Yılmaz'ın da öyle.
Ben olsam ne yapardım bilmiyorum. Filmdeki gibi sevilmedim ama sanırım beklemeyi göze alırdım.Ama hayat varsayımlarla yaşanmıyor Kimi zaman beklediğine , inandığına bile değmiyor.......


http://www.youtube.com/watch?v=tqOaMlctpEE